Buradasınız: Azbuz --> OnLy CaN
29 Ocak 2012, Pazar
   
<< ANA SAYFA
 
 
[FORUMLAR]'dan
Forum Son Mesaj
Haberler
18 Ekim 2008, 08:56:34


Akan ve akacak kana ortak olurlar
Akan ve akacak kana ortak olurlar Genelkurmay Başkanı Başbuğ, Aktütün Karakolu’na saldırının önceden bilinmesine rağmen yeterli önlem alınmadığı iddialarına, sert bir üslupla yanıt verdi:"Terör örgütünün eylemlerini başarılı g...
Haberler
03 Ekim 2008, 11:59:56


İşte Yeni Para
İşte yeni Türk Lirası Para Reformu çerçevesinde 1 Ocak 2009'da tedavüle girecek Türk Lirası banknotlarının ön yüzünde Atatürk portreleri yer alacak. 5 TL'nin arka yüzünde Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, 10 TL'nin arka yüzünde Ord. Prof. Dr. Cah...
Haberler
13 Ağustos 2008, 11:11:23


Rusya, Gürcü savaş gemisini batırdı
Rus donanması, Gürcü savaş gemisini batırdı. Çok sayıda ölü ve yaralı var. Rusya Savunma Bakanlığı, Rus donanmasının füze taşıyan bir Gürcü savaş gemisini çıkan çatışma sonucunda batırdığını açıkladı. Rus haber ajansları, Savunma Bak...
Bu mesaj 13 Ağustos 2008, 11:12:18 tarihinde OnLyCaN Lı GüNLeR tarafından güncellenmiştir.
Alevilik
10 Temmuz 2008, 16:51:09



Allah eyvallah can
--> Diğer forumlar
[FOTOĞRAF] Son eklenen 4 foto


Leyla yı Vırrrak ((=
sustum
>> Yorum Ekle >> Yorum Ekle >> Yorum Ekle >> Yorum Ekle
[YAZILAR]
Soykırım tasarısı"nın yankıları

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni soykırımının tanınmasına ilişkin tasarıyı 22'ye karşı 23 oyla kabul etti.

1915'de yaşanan Ermeni katliamının soykırım olarak adlandırılması yönündeki tasarının, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu'nda kabul edilmesin ardından bir çok kurumdan gece saatlerde açıklamalar geldi. Başbakanlık'tan yapılan açıklamada, "Türk ulusunu işlemediği bir suçla itham eden bu tasarıyı kınıyoruz" denirken Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında "Siyasi çıkarlar gözetilerek alınmış olan böyle bir kararı tarihe ve tarih bilimine karşı haksızlık olarak telakki ediyorum" denildi.

"Siyasi karar"
Bu kararı makul bulmadığını ve esefle karşıladığını belirten Gül, "Kararın Türk halkı nezdinde hiçbir itibarı bulunmamaktadır. Tarihsel gerçeklikten uzak bu tek yanlı metnin ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmesi, Türkiye-ABD ilişkilerine yakışan bir tutum olmamıştır. Bu gelişme, Güney Kafkasya'da barış ve istikrar tesisi; halklar arasında kalıcı dostane ilişkiler kurulması doğrultusunda yürütülmekte olan çabalara zarar verecektir. Siyasi çıkarlar gözetilerek alınmış olan böyle bir kararı tarihe ve tarih bilimine karşı haksızlık olarak telakki ediyorum" dedi.

"Siyasetçilerin tarihçilerin alanına yönelik müdahaleleri her zaman olumsuz etkiler yaratmıştır"
Başbakanlık'tan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından bugün kabul edilen tasarıyı üzüntüyle karşılamıştır. Türk ulusunu işlemediği bir suçla itham eden bu tasarıyı kınıyoruz.
Tüm uyarılarımıza rağmen Komite tarafından kabul edilen bu tasarının Türkiye-ABD ilişkilerine zarar vermesinden ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi yönündeki çabaları sekteye uğratacak olmasından ciddi kaygı duyuyoruz. ABD ile geniş bir ortak gündem çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmaları olumsuz etkileyebilecek bu karar maalesef bir stratejik vizyon eksikliğine de işaret etmektedir. Washington Büyükelçimiz Namık Tan bu gelişme çerçevesinde bu akşam istişareler için Ankara'ya çağırılmıştır."

"Parlamento yasa yapar tarih yazmaz"
Tasarının kabul edilmesini, ''Sözde Ermeni soykırımı iddialarının bir yalama olduğunu, inandırıcılığını yitirdiğini görmekteyiz'' sözleriyle değerlendiren TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''Parlamentolar özellikle çağdaş parlamentolar yasa yaparlar. Daha doğrusu yasa yazarlar, tarih koymazlar, tarih yazmazlar. Amerikan parlamentosu maalesef tarih yapmaya kalkışmıştır. Tarih yazmaya kalkışmıştır. 'Bu kabul edilemez bir hatadır' diye düşünüyorum" dedi.

Ermenistan: "Tarihi adım"
Oylamanın ardından Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbantyan, “Kararı büyük bir memnuniyetle karşıladık” dedi. Nalbantyan, “Bu gelişme, Amerikan halkının evrensel insan hakları değerlerine bağlılığının yeni bir göstergesi ve insanlığa karşı suçların önlenmesi yönünde önemli bir adım oldu” ifadelerini kullandı.

"Komedi"
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'ndeki 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarının oylamasının, "yaşanmış en büyük komedi" olduğunu söyledi. Mercan, "Kazanan sadece ABD'de yaşayan bir avuç diasporanın bölgedeki iyi niyeti ve istikrar gayretini baltalamaya çalışması olmuştur. Burada da en azından başarılı olmuşlardır" dedi. Bu aşamada tasarının komiteden geçmesinin Türk-Amerikan ilişkilerini sekteye uğratacağını, aynı zamanda Türkiye-Ermenistan arasındaki normalizasyon çabalarına ciddi bir sekte vurmasından kaygı duyduklarını ifade eden Mercan, "Hepimiz bu tabloyu gördük. Bir yandan 'stratejik vizyon, stratejik işbirliği' derken maalesef böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık" dedi.

TBMM Türk-Amerikan Dostluk Grubu Başkanı Suat Kınıklıoğlu, yaptığı açıklamada komite başkanını eleştirdi ve "Türk-Amerikan ilişkileri ile Türk-Ermeni normalleşmesine bugün verilen zarar, burada, bu çerçeve içinde kalır ve ikili ve bölgesel ilişkilere sıkıntı yaratacak bir mecraya girmeyiz" dedi.

Namık Tan: "Dönüyorum"
Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Tan, "Bugün üzüntülüyüz, çünkü kaybettik ama bir yandan da içimiz doğrusu gurur ve sevinç dolu. Neden diye sorarsanız, bu mücadelede, sistemli, kararlı, özverili ve kolektif bir çalışmayla çok önemli bir aşama kaydettik" dedi. Bugün "maalesef" Türkiye'ye döneceğini söyleyen Tan, "Maalesef diyorum, çünkü daha yeni gelmiştim, aslında dönmek demek de biraz tuhaf oluyor ama her halükarda yarın dönüp hükümetimizden gerekli danışmalar neticesinde gerekli talimatlar aldıktan sonra, olayların gelişimine göre buraya nasıl ve ne zaman döneceğimizi göreceksiniz" dedi.

"Pirus zaferi"
Dışişleri Komitesi Başkanı Howard Berman ve komitede karar tasarısını destekleyenler için bunun bir "Pirus zaferi" olduğunu ifade eden CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, "Evet, bunu 1 oy farkla kazandılar ama zannediyorum ki gurur verici bir şekilde kazanmadılar, prestijlerinden, itibarlarından ve gururlarından çok şey kaybettiler. Bazı imkanları sonuna kadar kullandılar. Hatta belki de istismar seviyesine bunu getirdiler" dedi.

Elekdağ, 2007'de "tasarının geçmemesi için mücadele eden ABD yönetiminin" davranışını bugünkü yönetimde görmediklerini, yönetimin hiçbir şekilde bu tasarıya kuvvetle karşı çıkmadığını, son dakikada da "kerhen açıklama yaptıklarını" kaydetti. Elekdağ ayrıca Musevi lobisinin de Türkiye'ye yardım etmediğini söyledi.


Kaynak : http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/soykirim-tasarisinin-yankilari-haberi-24895

Soykırım tasarısı"nın yankıları

 

Bu yazı 06/03/2010 tarihinde yayınlandı. 190 defa görüntülendi.
ETİKETLER
abd, ermeni, ermeni soykırımı, ermenistan, karabağ, soykırım, tasarı, türkiye
MAHALLE BASKISI ÜZERİNE İLK CİDDİ KAPSAMLI ARAŞTIRMA !!!

MAHALLE BASKISI ÜZERİNE İLK CİDDİ KAPSAMLI ARAŞTIRMA !!!

 

“Türkiye'de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” ARAŞTIRMA


Prof. Şerif Mardin’in ilk kez Vatan’daki bir röportajında dile getirdiği ve hızla benimsenen “mahalle baskısı” kavramı geniş çaplı bir bilimsel araştırmanın konusu oldu. Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projesi tarafından desteklenen çalışmanın sorumluluğunu tanınmış siyasetbilimci, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Binnaz Toprak üstlendi. Prof. Toprak’a ek olarak İrfan Bozan, Tan Morgül ve Nedim Şener’den oluşan ekip Aralık 2007-Temmuz 2008 tarihleri arasında Erzurum, Kayseri, Konya, Malatya, Sivas, Batman, Trabzon, Denizli, Aydın, Eskişehir, Adapazarı, Balıkesir ile İstanbul’un Sultanbeyli ve Bağcılar semtlerine gitti. Ekip her ilde üç ile dört gün süreyle 265’i erkek, 136’sı kadın olmak üzere toplam 401 kişi ile görüştü.
...

Ve araştırmacıların ifadeleriyle örnekler...

BAŞI AÇIK OLANA EV YOK
Trabzon’da bir kız öğrenci, bir arkadaşına ev bulmak için telefon ettiği kişinin ilk sorusunun ev arayanın “kız mı erkek mi” olduğunu, kız olduğunu öğrenince “başınız açıksa hiç gelmeyin” dediğini söylüyordu. Bir diğer kız öğrenci, ev sahibi ile yaşadıkları sorunlar nedeniyle arkadaşlarıyla birlikte kaldıkları evden ayrılmaya karar verdiklerini, taşınma sırasında karşılaştıkları ve kendilerini dehşete düşüren bir durumu anlatıyordu.

“EVE KIZ GETİRECEKSEN ÖNCE BEN GÖRECEĞİM”
Trabzon’da bir üniversite öğrencisi ev sahibinin “eve kız getirdiği” takdirde kendisini evden çıkartmakla tehdit ettiğini söylüyordu. Hatta özel yaşamına ciddi müdahale sayılacak tuhaf tekliflerde bulunmuş “ille gelmesi gerekirse, önce benim zilime basacak, ben göreceğim, öyle size çıkacak, annen gelirse benim hanımla kalır, ben aşağı inerim, akraban bir hanım gelirse o da bizim evde kalır” bile demişti.

“YIRTILMASINI İSTEMİYORSAN OKUMAYACAKSIN”
Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde kendilerini “solcu” olarak tanımlayan öğrenciler, yurtta her yaptıklarının izlendiğini, dinledikleri müzik, okudukları gazete ve kitaplarla hedef olduklarını anlatıyorlardı. Örneğin Cumhuriyet gazetesi okuyan bir öğrenci, gazetesini başkalarının okuyabilmesi için masa üstüne bırakmış, döndüğünde parçalanmış olduğunu görmüştü. Çevresindekilere kimin yırttığını sorduğunda, “yırtılmasını istemiyorsan bu gazeteyi okumayacaksın, ya da kimseye göstermeden dolabında saklayacaksın” cevabını almıştı. Diyarbakırlı bir öğrenci, popüler kültür dergilerinden birini okuduğu için uyarılmıştı. Günlük gazetelerden bazılarını yurda getirenlerin kavga etmeyi göze almaları gerektiğini düşünüyorlardı.

RAMAZAN’DA HASTANE KANTİNİ BASILDI
Ramazan’da Devlet Hastanesi kantininin basıldığı, yemek yiyen hasta yakınlarına müdahale edildiği, tüm Erzurumluların bu olayı bildikleri belirtildi. Geçen yıl öğle yemeği çıkaran bir lokantanın taşlandığını Erzurum’da konuştuğumuz herkes anlattı. Hatta, camları gazete ile kaplı ve kapanmış olan lokantayı bize de gösterdiler.

ALEVİLER İSİM DEĞİŞTİRİYOR
Aleviler arasında kimlik gizleme, araştırma sürecince bizim de sık duyduğumuz konular arasındaydı. Malatya’da Pir Sultan Abdal Derneği üyesi bir kişi, ” birçok Alevi sana kimliğini söylemez, sorsan ne Aleviyim ne Sünniyim der, böylesine bir sindirilmişlik var” diyordu.
Alevilerin köylerden kente geldiklerinde “komşularından çekindikleri için çocuklarının adını değiştirip Hasan, Hüseyin, Ali yerine Orkun gibi isimler vermeye başladıklarından” söz ediyordu. Oysa görüştüğümüz bir Alevi, isminin Ebubekir olmasına rağmen hayatı boyunca ayrımcılıktan kurtulamadığından yakınıyordu.
Alevi isimler konusunu Erzurum’da görüştüğümüz Alevi bir hanım da gündeme getiriyor, “sırf isimleri ‘Haydar’ olduğu için bugün ticarette sıkıntı çekenler bile var” diyordu. Nitekim, Erzurum’da görüştüğümüz kişilerden tesadüfen ismi ‘Haydar’ olan bir esnaf, “Alevilere has bir isim taşıdığı” ve bu nedenle hayatı boyunca sıkıntı çektiğini belirtip, “Sünni kesim bizden alışveriş yapmaz” diye ekliyordu.

PANTOLON GİYİP SOKAĞA ÇIKMAK ZOR
Erzurum’da görüştüğümüz bir başka hanım, on beş yaşında etrafındaki herkes kapalı olduğu için kapanmıştı. Ancak, kapanma nedeni sadece bu değildi. Farklı giyinmek, örneğin, pantolon giyip sokağa çıkmak “bayağı zor” oluyor, erkekler tarafından rahatsız ediliyordu. O nedenle örtünmeyi tercih etmişti.

“SEN GAVURSUN, YANACAKSIN”
Erzurumlu bir genç kız, merkezde doğup büyümüştü. Annesinin, liseli yıllarında çektirdiği fotoğraflarda kısa etekli olduğunu görmüştü. Oysa şimdi kendisi kısa etek giyemiyordu. Tatilde çekilen bikinili fotoğraflarını arkadaşlarına göstermiş, “sen gavursun, yanacaksın” türü tepkiler almıştı.

NASIL OLSA BAŞINIZ AÇIK...
Trabzon’da başı kapalı hanım yolda dolmuşu durdurmuş, sadece şöförün yanında yer olduğunu görünce arka koltukta oturan Bursalı öğretmenle yer değiştirmek istemiş, “sizin nasıl olsa başınız açık, ben arkada oturayım” demişti. Bursalı hanım doğal olarak alınmış, “Vay, sen benden daha mı namuslusun!” diyerek başı kapalı hanıma tepki göstermişti.

BAŞI AÇIKLAR YÜZÜNDEN KURAKLIK YAŞANIYOR
Denizli’de bir öğretmen, bir arkadaşının evine gelen komşu hanımların başı açık kadınlardan dolayı kuraklık yaşandığını, onlar yüzünden kıyamet kopacağını söylediklerini anlatıyordu.

DOKTORLAR DA BİR ARAYA GELMEKTEN ÇEKİNİYOR
Konya’da görüştüğümüz bir doktor, poliklinik katında doktorların çay-kahve içtikleri bir oda olduğunu, geçmişte bu odada kadın ve erkek doktorların birlikte sohbet ettiklerini, ancak geçen birkaç yıl içinde kadın doktorların “sözsüz bir anlaşmayla” artık gelmediklerini anlatıyordu. Kadın meslektaşları hastalarıyla ilgili bir konuyu danışmak üzere odasına geldiğinde bile içeri girmiyor, kendisini dışarıya çağırıyorlardı.

APARTMANA SESSİZCE GİRMESİ GEREKİYOR
Malatya’da görüştüğümüz yerel medya mensubu genç ve bekar bir kadın, “son derece açık görüşlü olmalarına rağmen” ailesiyle yaşamak “zorundaydı”. İşten geç geliyordu. Apartmana sessizce girmesi gerekiyordu. Babası her akşam, komşularının tepkisini bertaraf etmek için balkonda bekliyordu.

DOLMUŞLARDA KADIN-ERKEK AYRIMI
Trabzon’daki Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi bir genç kız, dolmuşlarda erkeklerle kadınların yan yana oturmamaları için düzenleme yapıldığından şikayetçiydi. Hatta bazen tesadüfen bir erkeğin yanına oturduğunda, yanındakinin kendisinden uzaklaşmaya çalıştığını söylüyordu.

KORKTUKLARI İÇİN MİSYONER CİNAYETLERİNİ KINAYAMADILAR
Görüştüğümüz bir Alevi işadamı, “misyonerlerin öldürülmesine ses çıkarıldı çıkarılmasına da, ‘adamların burada ne işi vardı, burada bu faaliyetler yapılır mı?’ gibi laflar da edildi” diyordu. Malatya CHP İl Başkanlığı’nda bir yetkili, tepkiden korktukları için misyoner cinayetlerini kınayamadıklarını söylüyordu.

DEVLET MEMURLARI VE KADROLAŞMA
Trabzon’da bir avukat, eskiden beri bürokraside görev yapanların “tamamiyle” değiştiğini düşünüyor, “insanlar aynı insanlar ama söylemleri, selam verme biçimleri, davranış biçimleri değişti” diyordu.
Ona göre minibüste de, devlet dairelerinde de insanlar dini bir kimliğe bürünmüş gözüküyorlardı. Özellikle kamu çalışanlarının bu tür davranış sergilemekte kendilerini “zorunlu” hissettiklerini söylüyor, “değişen kesimin yürüyüşünden bıyıklarına kadar kalıptan çıkmış gibi aynı biçimde olduğunu görüyorsunuz” diyor.

DEVLET GÖREVLİLERİ İÇKİLİ LOKANTALARA GİDEMİYOR
Bir işadamı, Malatya Müteahhitler Derneği’nde içki verilip verilmediğini sorduğumuzda, “öyle bir şey yapmamız halinde bir dahaki etkinliğimize ne gelen olur, ne giden, yöneticilerden kimse gelmez” diyordu. Kentte içkili lokantaların olduğunu, ancak devlet görevlilerinin bu lokantalara gitmelerinin artık “kesinlikle bittiğini” belirtiyor, “lokantada içki verildiğini görseler teker teker bırakır giderler” diyor.

LABORATUVARLAR MESCİDE ÇEVRİLDİ
Balıkesir’de bir öğretim üyesi kimi fakültelerde laboratuvarların ya da yönetim odalarının mescide çevrilmesine, ders saatlerinin “kendileri de cuma namazına giden” bölüm başkanlarınca değiştirilmesine genç meslektaşlarının sessiz kalmasından yakınıyordu. Kıdemli olduğu için kendisi bu konuları yönetim katında eleştirebiliyordu, ancak genç öğretim üyelerinin kariyer korkusundan eleştiriden kaçındığını belirtiyordu.

YOKSA ALEVİ MİSİN?
Konya’daki bir imam hatip lisesinde görev yapan bir öğretmen, okuldaki meslektaşlarının cuma namazına gitmemeyi neredeyse dinin dışına düşmekle eşdeğer tuttuklarını söylüyordu. Uzun süre kendisini birlikte cumaya gitmek üzere davet etmişler, ancak her seferinde reddetmişti. Bunun üzerine ikna olması için öğrencileri “üstüne saldıklarını” düşünüyordu.
Öğrenciler geliyor, “hadi hocam camiye gideceğiz” diyerek ısrar ediyorlardı. Bir süre sonra öğrencilere sert tepki vermişti. Sonunda meslektaşları bir gün “ya hocam,” demişlerdi, “sen niye böyle çok ısrarcısın, bir sefer olsun bizimle cuma kılmıyorsun, ne var yani bunda, tamam böyle düşünüyor olsan bile insan bir kere taviz verir, bu kadar insan geliyor da sen niye gelmiyorsun, yoksa Alevi misin?” “Evet,” demişti, “Aleviyim.”

ALEVİLER BİLE CUMA NAMAZINA GİTMEK İÇİN BASKI GÖRÜYOR
Gittiğimiz kentlerin çoğunda cuma günleri büyük market ya da alışveriş merkezlerinin dışında dükkanların da kapalı olduğu, esnaf arasında namaza gitsinler ya da gitmesinler kepenk kapatmanın bir zorunluluğa dönüştüğü de bize anlatılanlar araasındaydı. Hatta, Aleviler bölümünde bahsettiğimiz gibi, pek çok kentte Aleviler bile cuma namazına gitmek için baskı görüyor, bazıları müşteri kaybetme korkusundan kendiliğinden namaza giderken, bazıları da ustabaşlarının ya da çalışma arkadaşlarının ısrarıyla gitmek zorunda kalıyorlardı.

ECZACILAR CUMA NAMAZINA GİTMESELER DE...
Konya’da görüştüğümüz bir doktor, eczacıların cuma namazına gitse de gitmese de “ortadan yok olduklarını”, ancak eczanenin bir kalfa gözetiminde açık kaldığını, oysa son zamanlarda buna dahi cesaret edilemeyip kepenklerin indirildiğini söylüyordu.

BÜROKRATLARIN CUMA NAMAZI
Örneğin, cuma namazı sırasında “Sanayi”de hiçbir dükkanın açık olmadığını, ancak nedeninin “yanındakinin baskısından” olduğunu, Sivas’ın tüm bürokrasisinin Yenişehir Camii’ne gittiğini, araçlar yolları tıkadığından “korkunç” bir trafik kilitlenmesi yaşandığını söylüyordu.

JALUZİLERİNİ İNDİRTİP, SORANLARA “NAMAZDA” DEDİRTİYOR
Sivas’ta CHP merkezi’nde görüştüğümüz bir yerel siyasetçi, “işin enteresan tarafı, kepenk kapatıp gidenler içinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verenler de var,
geçmişte CHP’de fiilen çalışmış bir arkadaşımız bir de bakıyorsunuz cuma öğlen dükkanının kepengini kapatıp gitmiş Öğretmen Evi’nde kağıt oynuyor” diyordu. Denizli’de Alevi bir hanım, cuma günleri eşinin bürosunun jaluzilerini indirtip, soranlara “namazda” dedirttiğini söylüyordu.

“GÜNAYDIN” YERİNİ “SELAMÜNALEYKÜM”E BIRAKTI
Malatya’da bir işadamı, “merhaba”, ya da “günaydın”ın yerini “selamünaleyküm”e bıraktığını, bunun alışkanlık haline geldiğini, özellikle ticaret hayatında yaygınlaştığını, sosyal demokrat diye bildikleri ve bu tarz konuşacağına hiç ihtimal vermedikleri kişilerin bile “selamünaleyküm” demeye başladıklarını belirtiyordu.
“Sonuçta, ‘selamünaleyküm’ demek bir yaşam tarzıdır, son iki yılın en moda kavramı ‘hayırlı cumalar’ bir yaşam tarzıdır” diyordu.

SOSYAL DEVLETE ALTERNATİF: IŞIK EVLERİ
Araştırmada Fethullah Gülen Cemaati’nin eğitim ve iş dünyası ve kadınlara yönelik faaliyetleri de geniş yer tutuyor. Rapordan konuyla ilgili iki örnek:
Adapazarı’nda öğrenim gören bir öğrenci, Süleymancıların yurdunda kalan bir sınıf arkadaşını oradan çıkartmıştı. Arkadaşı hiç kot pantolon giymiyor, sorulduğunda kotunun olmadığını söylüyordu. Kaldığı yurtta kot giymenin yasak olduğunu, bir yıl önce dolabında kot pantolon bulunduğu için iki arkadaşının yurttan kovulduğunu daha sonra öğrenmişlerdi. Bu arkadaşını kendi kaldığı eve götürmüş, arkadaşı evdeki ortamı ve ev arkadaşlarını çok beğenmiş, yurttan çıkıp kendi kaldıkları eve gelmesi için bir yıl boyunca ikna etmeye çalışmışlardı. Sonunda başarmışlardı.

Erzurum’da bir öğretmen, 2. sınıfta olan ve seviye tespit sınavında matematikte yüksek performans gösteren çocuğunu cemaat okuluna göndermesi için yapılan ısrardan bahsediyor, seviye tespit sınavına giriş numaralarının ev telefonları olduğunu, şikayet edildiğinde düzeltileceği söylendiği halde bunun yerine getirilmediğini, defalarca kendisine telefon edildiğini, reddettiğinde işyerine kadar gelindiğini, oysa sınavlarda başarılı olmayan öğrencileri “kaale bile almadıklarını” söylüyor.


 

 

Bu yazı 28/05/2009 tarihinde yayınlandı. 180 defa görüntülendi.
ETİKETLER
Bu Neyin Çağrısı
Erdoğan'dan Alevilere çağrı



AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sivas'tan Alevilere çağrı yaptı.


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alevilik konusunda uzmanların bir araya gelmesi ve uzmanlık işi olan bu konuyu hazırlaması önerisinde bulunarak, 'Biz bunu alıp din kültürü ve ahlak bilgisi kitabına koyarız. Hiçbir ön yargımız, bir sıkıntımız, bir derdimiz yok' dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Aleviliği konu alan yayınlar yaptığını ifade eden Erdoğan, 'Anayasamızdaki tanımıyla demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz bütün inanç gruplarına, mezheplere, dini anlayışlara eşit mesafede durmak, hepsinin din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına almak durumundadır. İşte, biz de bunu yapıyoruz' diye konuştu.

Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye'yi büyütmeye, Türkiye'yi kalkındırmaya devam edeceklerini söyledi. Bu yola devam ederken halkın desteği ve hayır duasıyla Türkiye'yi daha yükseklere çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

'Bu kutlu yolculukta birlikten, beraberlikten, kardeşlikten asla taviz vermeyeceğiz. Yunus'un dediği gibi bizler vatandaşlarımızın arasında ayrıma asla yer vermeyeceğiz. Türküyle Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Boşnakıyla, Arnavutuyla, yaradılanı Yunus'un diliyle yaradandan ötürü seviyoruz, seveceğiz. Biz böyle bakıyoruz. İster Alevi, ister Sünni fark etmez, yaradılanı yaradandan dolayı seveceğiz. Bu oyunları da biz bozacağız.

Bakınız Sivas'a gelip de tabii ki burada bazı incelikler ortaya koymadan geçemeyiz. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle bu ülkeyi hep birlikte ayağa kaldıracağız. Hep birlikte muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracağız ve hani Sivaslı Aşık Veysel'i biz buraya gelip de konuşurken anmadan geçebilir miyiz? Geçemeyiz. Peki ne diyor Aşık Veysel? (Kürdü, Türkü, ne Çerkez'i hep ademin oğlu kızı/Beraberce şehit gazi/Yanlış var mı ve neresi/... Yezit nedir, ne kızılbaş/Değil miyiz hep bir kardaş/Bizi yakar bizim ataş/ Söndürmektir tek çaresi...)

İşte bu anlayışla Türkü, Kürdü, Arabı, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Alevisi, Sünnisi hep birlikte omuz omuza, el ele, gönül gönüle geleceğin Türkiyesini inşa edeceğiz. Bu bayrak bizim, bu vatan bizim, bu toprak bizim... Kutsal değerlerimize asla ve asla dokundurtmayacak, ülkemizin onurunu hep birlikte muhafaza edeceğiz.'

Alevi-Bektaşi kültürünün de Anadolu'nun eşsiz zenginliklerinden biri olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Kalplerimizi soğutmaya, senlik-benlik davasıyla gönüllerimizin ayrışmasına, hoyratı deyişten, nefesi ilahiden, mersiyeyi kasideden, horonu halaydan ayrı gayrı düşürmeye kimse muvaffak olamadı, olamayacaktır. Kimse insanlarımız arasına nifak tohumları ekemez. Pir Sultan Abdal, yüzyıllar öncesinden evrensel bir mesajı kalplerimize yazıyor. (Koy sana kötü desinler/Her ayıbına gülsünler/Her gün gıybetin kılsınlar/İncinme gönül incinme...)

Bu anlayışla, bu düsturla biz bugünlere ulaştık. Mevlana ne diyor, (sevgiden acılıklar tatlılaşır. Sevgiden bakırlar altın kesilir. Sevgiden tortulu bulanık sular arı, duru hale gelir. Sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden ölüler dirilir, sevgiden padişahlar kul olur) diyor. Bu özgür ülkede herkes kendi kimliğini, kendi inancını dilediği gibi tanımlayabilir, yaşayabilir.'

Milli Eğitim Bakanlığının düzenlemesiyle Aleviliğin de öğretime dahil edilmesini sağladıklarını belirten Başbakan Erdoğan, bu düzenlemeler hayata geçirilirken sivil toplum örgütleriyle de görüşmeler yapıldığını söyledi.

Din kültürü ve ahlak bilgisi kitabında Aleviliğe 32 sayfa yer ayrıldığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Eğer bunlara yönelik bir tartışma varsa bunları yeniden düzenlemekte bir beis yoktur. Bakın ne diyorum ben, bu konuda, Alevilik konusunda bütün uzmanlar bir araya gelsin ve kendileri bir uzmanlık işi olan bu konuyu hazırlasınlar, biz bunu alıp din kültürü ve ahlak bilgisi kitabına koyarız. Hiçbir ön yargımız, bir sıkıntımız, bir derdimiz yok. Diyanet İşleri Başkanlığımız, Aleviliği konu alan yayınlar yaptı. Anayasamızdaki tanımıyla demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz bütün inanç gruplarına, mezheplere, dini anlayışlara eşit mesafede durmak, hepsinin din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına almak durumundadır. İşte, biz de bunu yapıyoruz.

Bütün bunlarla beraber biz de Anayasamızda belirtilen bu özellikler çerçevesinde vatandaşlarımızın hak ve hukukunu güvence altına almak, herkese adil bir şekilde hizmet götürmek için çaba gösteriyoruz. Televizyon yayınları konusunda tabuları yıkan, ezberleri yıkan bir tavır içinde olduğumuzu eminim sizler de yakından takip ediyorsunuz. TRT-2 televizyonu, Muharrem ayı boyunca özel yayın gerçekleştirdi. Başta, Muharrem ayı olmak üzere yıl genelinde bu tür özel programlar artık TRT'de yer alacak. Hükümet olarak, parti olarak da birlik, beraberlik anlayışıyla sahiplenme, kucaklama anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğiz.'

Sivasspor'un Süper Lig'de gösterdiği başarılara da değinen Başbakan Erdoğan, Sivas'a uluslararası karşılaşmaların da gerçekleştirilebileceği bir stadyum yapacaklarını bildirdi.

Bu yazı 16/02/2009 tarihinde yayınlandı. 202 defa görüntülendi.
ETİKETLER
Baş Örtüsü

 

BAŞ ÖRTÜSÜ

Anam da giyerdi baş örtüsünü
Ele güne açmak için giymedi
Allah'a inandı dini bütündü
Amma Hak'tan kaçmak için giymedi

Beyaz saçı serin serin tarardı
Bilirdi örtünmek neye yarardı
Edebiyle siyah poşu sarardı
Vasington'a uçmak için giymedi

Anlardı iffeti korumaz örtü
İçine yansımış böyle bir dürtü
Ne Kur'an'nın ne de kafirin şartı
Fiyakalar satmak için giymedi

İman örtülmezdi bunu bilirdi
Gene de tarladan örtük gelirdi
Güzellere bayılırdı ölürdü
Gizli gizli göçmek için giyinmedi

Gençliğinde al yeşildi yazması
Bir de elinde kürek ile kazması
''Kötü'' derdi ''kapalının azması''
Hak'ka paha biçmek için giymedi

Adı: ''Döndü'' idi, ama dönmedi
Doksan yıldır isiklari sönmedi
Başında yazmadan hiç utanmadı
Istiklalden geçmek için giymedi

Ak sütünü içtim ben o gelinin
Ekmeğini yedim çatlak elinin
Yakasindan tutup dünya dölünün
Ahirete geçmek için giymedi

Anamdır yazmalı, bugünde dünde
Bu kutsal yazgıdır MAHZUNİ sende
Cumhuriyet kuran, Meclis içinde
BİR ŞEYTANI SEÇME İÇİN GİYMEDİ.

Mahzuni Şerif '98

 

Bu yazı 15/01/2009 tarihinde yayınlandı. OnLyCaN Lı GüNLeR tarafından 15/01/2009 tarihinde güncellendi. 202 defa görüntülendi.
ETİKETLER
[]
KERBELA OLAYI
 KERBELA OLAYI Kerbe
[]
İşte İran Daki İslami Rejim Türkiye'nin Başındaki Tehliyeyi Görebiliyormusunuz
[b]Bir İran'lı Türk Dostumuzun
[]
Atatürk' ü humeyniye değişenler ve Atatürk'ü Satan Kör cahiller
 Bizim diyeceklerimiz ise
[]
Humeyni yi seviyorum Atatürk' ü Sevmiyorum Diyen Vatan Hainleri
Ne Mutlu Türküm Diye
[]
Canlı Sohbet
Canlı sohbet İçin tıklayınız&n
[]
Satılık OY
AKP'ye oy için yemin ettirip a
[]
Kaizen Nedir?
Kaizen Kaizen;sürece yöne
[]
Türk Alevi Erenleri
Türk Alevi Erenleri 1 - Hünkar
[]
Pir Sultan Abdal Hayatı 10 Bölüm
  Pirimiz Pir Sultan
[]
Hz Ali Güneşle Nasıl Konuştu?
Peygamber şöyle buyurdu Ali'ye
[]
23 NİSAN
     
[]
Aşk Testi
  Aşkınızı Test Edel
[]
Atatürk'e Akp Belde Başkanından Hakeret Fıkrası
Daha Kimi, Neyi,Neden getirdiğ
[]
Atatürk
ATATÜRK Kimileri "Faşist" Dedi
[]
İşte Abdullah Gül Gerçeği
Daha Görmemekte ısrar ediyorsa
[]
İşte Gerçek RTE (Recep Tayyib Erdoğan)
Daha Rte nin peşinden gidebile
--> Tüm yazılar
SİTE SAHİBİ
OnLyCaN Lı GüNLeR


24
Ankara
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
->>YAZI GÖNDERİN

SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Günlük / Blog > Genel
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] Videolar

[] Alevilik

[] Oyunlar

[] Eğlence

[] Atatürk ve Türkiye
-->> Diğerleri
OYLAMA
Hangi Takımı Tutuyorsunuz?
Oylamaya katılmak için giriş yapın.
rss link
 
ADnet Reklamları
 
Paylasimlar | Alevilik | Siyasi Forum | Aşka Dair | Sevgi Üzerine | OnLy CaN Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.